İlçe Tarihi

İstanbul’un geç dönem yerleşimlerinden olan ve daha önce Taşlıtarla ve Küçükköy Mevkii olarak bilinen Gaziosmanpaşa, 1950’li yıllardan sonra gelişmiş, 1963 yılında da ilçe yapılmıştır.

Gaziosmanpaşa ilçe alanı eskiden Eyüp ve Çatalca ilçelerinin sınırları içindeydi. Bugün ilçe merkezinin bulunduğu topraklar 1950’lere kadar boştu. Eyüp ilçe sınırları içindeki bu topraklar kıraç ve taşlı olduğundan halk arasında Taşlıtarla olarak adlandırılırdı.

1950’den önce burada hayvancılıkla uğraşanların kurduğu ağıllarla birkaç atölye tipi imalathane vardı. 1952 yılında Balkan göçmenlerine devletin yaptırdığı evlerle başlayan Taşlıtarla serüveni, 1960’lı yıllardan itibaren sanayinin Rami ve Eyüp’e kaymasıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Taşlıtarla 1958’e kadar Küçükköy’ün bir mahallesiydi. 1962’de yapılan bir araştırmaya göre Taşlıtarla’daki 18 bin gecekonduda yaklaşık 90 bin kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Nüfusun hızla artmasıyla birlikte 1963’te Taşlıtarla ilçe merkezi olmuş ve bundan sonra Gaziosmanpaşa adıyla anılmaya başlamıştır.

1985’de 291.715 kişilik İstanbul nüfusunun yüzde 5’ini barındıran Gaziosmanpaşa’da, aynı yıl kilometrekareye 1.790 kişi düşmekteydi. 1990’da ilçe nüfusu 393.667’ye nüfus yoğunluğu ise 2.415 kişi/km2’ye yükselmiştir. Gaziosmanpaşa, nüfus artış hızı açısından İstanbul’un önde gelen ilçelerinden biridir. 

Öyle ki, 1997’deki nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 7 yıl gibi kısa bir sürede 570.943 kişiye, nüfus yoğunluğu ise 3.900 kişi/ km2’ye yükselmiştir. 2007 yılı itibariyle Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yaptırılan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 1 milyon 13 binlik nüfusuyla Türkiye’nin en büyük ilçesi olmuş ve bu sonuçla nüfus yoğunluğu bakımından Türkiye’nin 64 ilini geride bırakmıştır. Ancak 2009 yılı itibariyle Gaziosmanpaşa ilçesinden iki yeni ilçe, Arnavutköy ve Sultangazi ilçeleri doğmuş, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 5747 sayılı kanunla, Gaziosmanpaşa ilçesi üçe bölünmüştür. İlçemizin nüfusu 2014 yılında 498.120 olmuştur. 

Bir zamanların Taşlıtarla’sı, bugün modern binaları, alışveriş merkezleri, bilgisayarlı okulları ve eğlence merkezleriyle yeni bir görünüm kazanmıştır. Gaziosmanpaşa’nın 2023 yılında İstanbul’un tercih edilen en önemli lokasyonu olmasını sağlayacak yatırımlara hız verilmektedir. İlçemiz, daha güzel ve daha konforlu yapılarla birlikte otoparkları, sosyal donatı alanları, eğitim kurumları, hastaneleri, cadde ve sokaklarıyla modern şehrin yükselen değeri olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Yağcıoğulları ailesinin bir bireyi olarak 1832'de Tokat'ta doğan Osman Paşa, Beşiktaş'taki Askerî Rüştiye'de ve Kuleli Askerî İdâdîsi'nde okudu. Kara Harp Okulu'nu yirmi yaşında ikincilikle bitirdi ve Harp Akademisine girdi. Kırım Savaşı'nın çıkması üzerine Tuna cephesine gönderildi. Burada dört yıl kalarak, teğmenliğe yükseldi. Savaşın sonunda ise yüzbaşı oldu.

Askeri kariyeri

Genelkurmay Başkanlığı'nda çalıştığı zamanlarda Osmanlı Devleti'nin nüfus sayımı ile kadastro usulünde haritasının çizilmesi kararlaştırıldığından, Bursa ilinden başlanması üzerine bu göreve askeri temsilci olarak tayin edildi. 1861'de Teselya'da, Yenişehir'de ve Cebel-i Lübnan'da görev aldı. Girit İsyanının başlaması üzerine Girit'e tayin edildi. 1866'da Girit'teki çalışmalarından dolayı Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa'nın takdirini kazanarak miralay (albay) oldu.

Kariyerinde yükselişi

Bir süre sonra Yemen'e gönderilen Osman Paşa buradaki görevlerinin ardından Paşa rütbesiyle 1875 yılında Rumeli'de bulunan 5. Ordu'ya bağlı Manastır Fırka (Tümen) Komutanlığına tayin edildi. Buradaki başarılı çalışmalarından dolayı rütbesi ferikliğe (korgeneral) yükseltildi. 27 Haziran 1876 yılında Sırbistan'ın, Osmanlı Devleti'ne ültimatom vermesi sebebiyle, Osman Paşa Vidin komutanlığına getirildi. Sırp İsyanları başlayınca emrindeki birliklerle İzver tepelerini ve Zayçar kasabasını geri aldı ve bu nedenle Sırp ordusu çekilmek zorunda kaldı. Osman Paşa'nın hedefi Belgrad'ı almaktı ancak Serasker izin vermedi, zira şartlar uygun değildi.

Plevne Muharabeleri

Ana madde: Plevne Savunması

«Sen benim yüzümü ağarttın. İki cihanda da yüzün ak olsun!»

—II. Abdulhamit'in Osman Paşa'nın askeri başarıları için söylediği söz

Osman Paşa'yı isim olarak tanıtan, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki Plevne Savunması olmuştur. Plevne Savunması'ndaki başarılarından dolayı Sultan II. Abdülhamid tarafından "Gazi" unvanına layık görülmüş, 93 Harbi'nde 145 günlük Plevne Savunmasını komuta ettikten sonra kuşatmayı yararak şehir çıkışında yaralanan, ancak müdafaa hattı stratejileriyle esir bulunduğu dönemde Rus çarından bile saygı görmüş, dönemin komutanları tarafından örnek alınan Osmanlı Ordusu'nun komutanıdır. Ayrıca siper kazma yöntemini ilk bulan kişidir.

Plevne'de teslim olduktan sonra bir süre Bugot, Bükreş, Harkof ve Rusya’da esaret hayatı yaşadı. Rus Çarı tarafından kendisine kahramanlığını takdir amacıyla çifte kartal nişanı verildi.

Saray'daki Hizmetleri

Teslim olmasına karşın, Plevne Savunmasında gösterdiği başarı ve kahramanlık nedeniyle 1876'da Müşir (mareşal) yapıldı. İstanbul’a dönüşü için II. Abdülhamid, Serasker Müşir Rauf Paşa’yı yâver-i ekremilik ve fevkalâde büyükelçilik pâyeleriyle St. Petersburg’a gönderdi. İçinde Osman Paşa’nın da bulunduğu heyetin İstanbul’a gelişi (12-13 Mart 1878) muhteşem bir törenle kutlandı.

İstanbul'a döner dönmez, 14 Mart 1878'de Hassa Müşirliğine getirildi. Ölümünün sonuna kadar bu makamda kaldı. 1878-1880, 1880-1881, 1881-1885 olmak üzere üç dönem seraskerlik yaptı.

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Osmanlı Ordusu kumandanı Edhem Paşa’dan harbe dair kesin bir cevap gelmemesi ve basında Yunan galibiyetinden bahsedilmesi üzerine 23 Nisan 1897’de başmüfettiş sıfatıyla hareketi yürütmek üzere savaş yerine gönderildi.

Ömrünün son dönemlerinde Mabeyn Müşiri görevini de yürüttü.

Vefatı

5 Nisan 1900'de 68 yaşında öldü. Türbesini, onu çok seven ve saygı duyan Padişah II. Abdülhamid yaptırmıştır. Bugünki istirahatgâhı olan Fatih Camii avlusuna gömüldü.

Hatırası

Türkiye'de bazı illerde Gazi Osman Paşa hatırasına inşa edilmiş ya da ismi verilmiş yapıtlar bulunmaktadır. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Stadyumu bulunmaktadır: Yine bunlarla birlikte Osman Paşa'nın hatırasını yaşatmak için ismi, İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesine, Tokat'ın Gaziosmanpaşa kasabasına, tek futbol takımı Gaziosmanpaşaspor'a ve birçok ilde sokak, cadde, bulvar, hastane, okul gibi yerlere verilmiştir.